Türk Harb-İş Sendikası’nda Adalet ve Eşitlik Çağrısı: “Eğitimler Ayrımcılığa Dönüştü”
Türk Harb-İş Sendikası İstanbul ve Eskişehir Şubeleri, 30. Dönem Toplu İş Sözleşmesi süreci sonrası sendika genel merkezi tarafından izlenen ayrımcı tutuma karşı ortak bir açıklama yaptı.
Eskişehir Şube Başkanı Hasan Atak, sendika içinde adalet ve eşitliğin zedelendiğini, muhalif şubelerin dışlandığını vurgularken; İstanbul Şubesi de “Vergilerimiz ve aidatlarımızla yapılan eğitimlere muhalif şubeler davet edilmedi” diyerek tepki gösterdi.
🔹 “İşçi onurunu ve emeğini savunmaya devam edeceğiz”
Türk Harb-İş Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Hasan Atak, yaptığı açıklamada sendikanın son dönemdeki uygulamalarına sert sözlerle tepki gösterdi.
Basın mensuplarına ve üyelerine seslenen Atak, şu ifadeleri kullandı:
“Biz bugün Türk Harb-İş Sendikası Eskişehir Şubesi olarak temsilcilerimizle birlikte sizlerin huzurundayız.
Özellikle son dönemlerde yaşanan adalet, eşitlik ve temsil hakkıyla ilgili sıkıntıları kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.
Eskişehir Şubesi bugüne kadar işçinin onurunu ve ekmeğini korumak için mücadele etti, bundan sonra da bu mücadele devam edecek.”
Hasan Atak, 16 Eylül 2025 tarihinde imzalanan 30. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin işçilerin taleplerini karşılamaktan uzak kaldığını belirtti.
Sözleşme sürecinde Eskişehir ve İstanbul Şubesi olarak defalarca uyarı yaptıklarını dile getiren Atak, buna rağmen sendika genel merkezinin hatalı bir sözleşmeye imza attığını ifade etti:
“Savunma sanayi işçilerinin taleplerini karşılamaktan uzak bir sözleşmeye imza atıldı.
Biz uyardık, anlatmaya çalıştık.
Ancak tüm ikazlarımıza rağmen, sözleşmenin bu noktaya gelmesinden genel merkez birinci derecede sorumludur.”
🔹 “Başarısızlığı gizlemek yerine muhalifleri hedef aldılar”
Hasan Atak açıklamasında, genel merkezin sözleşme sürecinde yaşanan başarısızlığı şeffaf biçimde üyeye anlatmak yerine, muhalif gördüğü şubelere baskı kurduğunu söyledi.
Özellikle İstanbul ve Eskişehir Şubeleri’ne yönelik dışlayıcı uygulamalara dikkat çekerek şunları ifade etti:
“Başarısızlığı anlatmak, üyeye hesap vermek yerine, muhalefet eden şubelere karşı ayrımcı bir tavır sergilendi.
Bizlerle yol yürümüş arkadaşlarımıza karşı bile dışlayıcı tutumlar geliştirildi.
Bu kabul edilemez.
Sendika temsilcilerinin görevini yaparken ayrımcılığa uğraması sendikal ilkelerle bağdaşmaz.”
🔹 “Eğitim programına davet edilmememiz tesadüf değil”
Hasan Atak, son olarak 30-31 Ekim tarihlerinde Yalova’da düzenlenen ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından finanse edilen eğitim programına Eskişehir ve İstanbul şubelerinin davet edilmemesine de tepki gösterdi:
“Bu bir eğitim değil, ayrımcılığa dönüştürülmüş bir toplantıdır.
Bakanlıktan mali destek alınarak yapılan bu programa, yalnızca belirli kişilerin davet edilmesi adil değildir.
Eğer bu mali kaynak sendika üyelerinin aidatlarından sağlanıyorsa, bizim üyemizin aidatı da bu bütçenin içindedir.
Biz neden dışlanıyoruz?”
Atak, bu tutumun açık bir “görevi kötüye kullanma” örneği olduğunu belirterek sendikanın temel kuralını hatırlattı:
“Sendikalarda temsilcilere, üyelere ayrım yapılamaz.
Siz bunu yaptığınızda görevinizi kötüye kullanmış olursunuz.
Bugün Türk Harb-İş’te yaşanan tam olarak budur.
Biz bu adaletsizliğe boyun eğmeyeceğiz.”
🔹 “Koltuk sendikacılığına geçit yok”
Hasan Atak, konuşmasının son bölümünde sendikanın kuruluş ilkelerine ve işçi sınıfının birliğine vurgu yaptı.
“Bizim çağrımız kavga değil, birlik ve adalet çağrısıdır” diyen Atak şu ifadeleri kullandı:
“Türk Harb-İş’te birilerinin koltuk sendikacılığı yapmasına izin vermeyeceğiz.
Bu sendika işçilerin sendikasıdır.
Biz ayrımcılığa karşı dik duracağız.
Eşitlik ve adalet yeniden tesis edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Çünkü eşitlik olmadan adalet olmaz, adalet olmadan da sendika olmaz.”
Atak, Türkiye’de işçi sınıfının ciddi bir kriz içinde olduğunu belirterek, değişimin ancak tabandan gelen bir mücadeleyle sağlanabileceğini vurguladı:
“Türkiye işçi sınıfının büyük bir değişime ihtiyacı var.
Bizler bu değişimi yapmaya aday insanlarız.
Türk Harb-İş Eskişehir Şubesi birliktedir, güçlüdür ve sonunda haklı olanlar kazanacaktır.”
🔹 İstanbul Şubesi: “Aidatlarımızla yapılan eğitime muhalif şubeler çağrılmadı”
Türk Harb-İş Sendikası İstanbul Şubesi de aynı konuda yazılı bir açıklama yaparak Eskişehir Şubesi’ne destek verdi.
Açıklamada, Çalışma Bakanlığı tarafından finanse edilen eğitim programına bilinçli olarak davet edilmedikleri ifade edilerek şu ifadelere yer verildi:
“30-31 Ekim tarihlerinde Yalova Eğitim Tesisleri’nde, ‘İş Kazalarının Önlenmesinde İşçilerin ve Sendikaların Kapasitelerinin Geliştirilmesi’ başlıklı bir eğitim programı düzenlenmiştir.
Ancak İstanbul ve Eskişehir Şubeleri hiçbir gerekçe gösterilmeksizin bu programa dahil edilmemiştir.
Bu durum, sendika içinde muhalif sesleri susturma politikasının açık göstergesidir.”
İstanbul Şubesi, bu dışlamanın basit bir idari hata değil, sistematik bir ayrımcılık politikası olduğunu belirtti:
“Daha önce de çeşitli eğitim programlarında ve 30. Dönem Grup Toplu İş Sözleşmesi Son Değerlendirme Toplantısında aynı dışlayıcı yaklaşım sergilenmiştir.
Artık bu uygulamaların tesadüf değil, sistematik bir dışlama ve ayrımcılık politikası olduğu ortadadır.”
🔹 “3100 üyenin iradesi yok sayılıyor”
Açıklamanın sonunda İstanbul Şubesi, sendika genel merkezinin bu tutumunun 3100 üyenin iradesini hiçe saymak anlamına geldiğini belirterek şunları kaydetti:
“İstanbul Şubemize bağlı işletmelerde çalışan 3100 üyemizin iradesini yok sayan bu hukuksuz ve antidemokratik tavrı şiddetle kınıyoruz.
İşçi sınıfının birliğini bozan, sendikal değerleri ayaklar altına alan bu anlayışa karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”
🔹 Ortak vurgu: “Sendikalarda adalet, hesap verebilirlik ve eşitlik şart”
İki şubenin açıklamaları, sendika içindeki mevcut yönetim anlayışına karşı tabandan yükselen bir reform çağrısı niteliği taşıyor.
Hem Hasan Atak’ın ifadeleri hem de İstanbul Şubesi’nin bildirisi, Türk Harb-İş Sendikası içinde hesap verebilirlik, şeffaflık ve eşit temsil ilkelerinin yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Eskişehir ve İstanbul şubeleri, üyelerinin hakkını koruma kararlılığını yinelerken, “adalet tesis edilene kadar mücadeleye devam” mesajı verdi.



