Türk Harb-İş Sendikasına Çağrı: Aidatlar Yarıya İndirilsin!(özel haber)

Art arda başarısızlıkla sonuçlanan toplu iş sözleşmelerinden sonra işçilerin en çok sorduğu soru belli: “Biz ne için aidat ödüyoruz?”
Sendikacılık, sadece TİS dönemlerinde ortalığa çıkıp, diğer zamanlarda görünmez olmak değildir. Sendika demek maaş alma yeri değildir. İşçi, çalışmayan sendikacıyı yıllarca bakıp beslemek zorunda değildir.
Bugün gelinen noktada işçi, her ay koca bir yevmiyesini sendikaya bırakıyor. Peki karşılığında ne var? Ne ufak bir hediye, ne bayramda bir çikolata… İşçinin gönlünü alacak en küçük jesti bile göremez olduk.
Metal-İş sendikası gibi üyelerine farklı sosyal imkânlar sağlayan bir yapıyı örnek alabilirsiniz. Yine aynı şekilde, işçiden yalnızca %50 aidat alan Öz Büro-İş Sendikası Başkanı Baki Gülbaba’nın uygulaması da ortada. Örnekler var, imkânlar var. Mesele sadece işçiyi düşünmekte.
Eğer ciddi bir başarı, işçiyi tatmin edecek bir kazanım ortaya konsa, işçi buna göz yumabilir. Ama ne yazık ki ne bir çalışma var, ne bir sonuç. İşçi zaten ağır vergi yüküyle, yüksek yaşam maliyetleriyle mücadele ediyor. Bir de hakkını alamadığı bir sendikaya yüksek aidat ödemek zorunda değil.
HEM AYRANIM DÖKÜLMESİN, HEM YOĞURDUM EKŞİMESİN mantığını artık kabul etmiyoruz.
İşçinin hakkını savunmayan, sahada görünmeyen, üyelerine değer vermeyen bir sendikanın işçiden tam aidat alması adil değildir. Çağrımız nettir: Aidatlar en az yarı yarıya düşürülmeli.



