Sendikal Haber

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın oğlu Osman Arslan, Bankalararası Kart Merkezi (BKM) soruşturması kapsamında tutuklandı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) suç duyurusuyla başlayan ve Bankalararası Kart Merkezi’ni (BKM) hedef alan soruşturma, sendikal çevrelerde de yankı uyandırdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında aralarında HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın oğlu Osman Arslan’ın da bulunduğu 7 kişi tutuklandı.


BKM’de usulsüz ihale iddiaları

Soruşturmanın çıkış noktası, TCMB’nin 6 Aralık 2024 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusuna dayanıyor.
Merkez Bankası, Bankalararası Kart Merkezi bünyesinde 2023 yılında yapılan iki ayrı ihalede usulsüzlük tespit edildiğini bildirdi.

Bu ihalelerden biri “Çipli Plastik Kart Alımı”, diğeri ise “Troy için Spesifikasyon ve Applet Yazılım Geliştirme” projeleriyle ilgiliydi.
Dilekçede, BKM’nin Boğaziçi Teknoloji Transfer Ofisi A.Ş. ve Be Bold Reklam Tasarım Yazılım Tic. Ltd. Şti. adlı şirketlerden ihale düzenlenmeden hizmet alımı yaptığı öne sürüldü.

Ayrıca, yurtdışında öğrenim gören öğrencilere “bilimsel araştırma karşılığında yemek kartı üzerinden ödeme yapıldığı” iddiası da dile getirildi. Bu uygulamanın mevzuata aykırı olduğu belirtildi.


Tutuklamalar ve gözaltı süreci

Soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, eski BKM Genel Müdürü Baran Aytaş, eski TCMB Başkan Yardımcısı Emrah Şener, BKM Tedarik Müdürü Osman Arslan, Bora Koç, Mehmet Fatih Demirbaş, Birol Kanbir ve Muhammed Güven hakkında gözaltı kararı çıkardı.

10 Ekim’de düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan bu kişiler, ifadelerinin ardından sevk edildikleri İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

Tutuklananlar arasında yer alan Osman Arslan’ın, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın oğlu olduğu ortaya çıktı.


Osman Arslan’ın ifadesi

T24’ün haberine göre Osman Arslan, savcılık ifadesinde BKM’de görev yaptığı dönemde ihalelerde kişisel bir sorumluluğu olmadığını savundu:

“Kasım 2022 ile Ekim 2024 arasında BKM Satın Alma Müdürüydüm. Bahsedilen süreç, 2023 bütçesi kapsamında yapılan çip alımıdır. İki farklı birimin farklı bütçelerinden geldiği için Kamu İhale Kanunu kapsamı dışındadır. Hukuk birimi onay vermiştir, ürün teslimi başka birimin sorumluluğundadır.”

Ancak savcılık, yapılan işlemlerde yetki aşımı ve mevzuata aykırı uygulamalar tespit edildiği gerekçesiyle tutuklama talebinde bulundu.


İddiaların merkezinde iki ihale

1️⃣ Çipli Plastik Kart Alımı İhalesi:
BKM’nin bu ihaleyi açık usulle yapması gerekirken, doğrudan temin yöntemiyle belirli şirketlere yönlendirme yaptığı iddia ediliyor.

2️⃣ Troy Yazılım Geliştirme Projesi:
Türkiye’nin yerli ödeme sistemi TROY’un teknik altyapısına yönelik bu ihalenin de aynı şekilde belirli firmalar arasında paylaştırıldığı öne sürülüyor.

TCMB’nin dilekçesinde, ihalelerin bedellerinin yüksek tutulduğu ve bazı kalemlerde hizmetin teslim edilmediği halde ödemelerin yapıldığı da belirtildi.


Kurumsal yansımalar ve kamuoyu tepkisi

Bu gelişme, hem finans çevrelerinde hem de sendikal alanda geniş yankı buldu.
Zira HAK-İŞ gibi köklü bir konfederasyonun genel başkanının oğlunun adının böylesine ciddi bir ekonomik soruşturmada geçmesi, kamuoyunda “sendikal etik” tartışmasını da beraberinde getirdi.

HAK-İŞ yönetimi konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmazken, soruşturmanın “kişisel nitelikte olduğu, konfederasyonla ilgisinin bulunmadığı” belirtiliyor.
BKM ise kurumsal olarak soruşturmanın gizliliği gerekçesiyle basına yorum yapmadı.


Sendikal çevrelerde yankı

Olay, yalnızca finans sektörünü değil, sendikal dünyayı da sarstı.
HAK-İŞ, Türkiye’de kamu işçileri ve taşeron işçiler dahil yaklaşık 700 binden fazla üyeye sahip bir konfederasyon.
Mahmut Arslan ise 2011 yılından beri HAK-İŞ Genel Başkanı olarak görev yapıyor.

Soruşturmanın ardından sendika çevrelerinde “yönetici yakınlarının kamusal görevlerde yer alması” tartışması gündeme geldi.
Bazı sendika temsilcileri, “sendikal ahlak ve çıkar çatışması” konularında daha net sınırlar çizilmesi gerektiğini savundu.


Soruşturmanın kamu sektörüne etkisi

Uzmanlara göre BKM soruşturması, yalnızca finansal değil, yönetişimsel bir krize de işaret ediyor.
Kamuya bağlı şirketlerde ihalelerin şeffaf yürütülmemesi, denetim mekanizmalarının etkinliğini sorgulatıyor.
Bu olay, “kamu kaynaklarının özel çıkarlar uğruna kullanılma riski”ne dair uyarı niteliği taşıyor.

Ekonomi yazarı ve eski banka denetçisi Dr. Levent Kaya, süreci şöyle yorumluyor:

“TCMB’nin doğrudan suç duyurusunda bulunması çok ciddi bir adımdır. Bu, sadece mali usulsüzlük değil, kamu otoritesinin güvenini sarsan bir durumdur. BKM gibi stratejik kurumların denetim mekanizmaları artık daha sıkı kontrol edilecektir.”


Sendikal güven erozyonu mu başlıyor?

Bu olay, sendikaların toplum nezdindeki güvenini doğrudan etkileyebilir.
Son yıllarda gerek kamu gerek özel sektörde sendikal hareketler giderek siyasallaşırken, yönetici ailelerinin kamusal pozisyonlarda yer alması, “çıkar çatışması” iddialarını artırıyor.

Sendikalar, işçilerin haklarını koruma amacıyla kurulan yapılardır. Ancak bazı örneklerde görüldüğü üzere sendika yöneticilerinin veya yakınlarının devlet ihalelerinde, kamu kurumlarında veya yarı özel kuruluşlarda görev alması “etik açıdan gri alan” olarak değerlendiriliyor.

Bu durum, hem üyelerde hem de kamuoyunda “sendika yöneticileri kendi çevrelerini mi koruyor?” algısı yaratıyor.
Bu tür olaylar, özellikle son yıllarda kamuda görevli işçi ve memurların sendikalara olan güvenini zedeleyen faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.


İşçi ve memur sendikaları açısından yeni dönem

Sadece HAK-İŞ değil, tüm konfederasyonlar için bu süreç bir dönüm noktası olabilir.
Memur-Sen ve Türk-İş gibi diğer büyük konfederasyonların da etik kuralları ve denetim mekanizmaları güçlendirmesi bekleniyor.

Kamu çalışanlarının gözünde sendikaların itibarının yeniden inşa edilmesi için:

  • Yönetici yakınlarının kamu ihalelerine dahil edilmemesi,
  • Sendika gelir ve giderlerinin bağımsız denetime açılması,
  • Sendika yönetiminde görev süresi sınırlaması getirilmesi,
    gibi önlemler öneriliyor.

Şeffaflık sendikaların geleceğini belirleyecek

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın oğlunun adının karıştığı bu soruşturma, yalnızca bir yolsuzluk dosyası değil, Türkiye’de sendikal yapının etik geleceği açısından da bir sınav olarak görülüyor.
Kamuoyunun beklentisi net:
“Kimin oğlu, kimin yakını olduğuna bakılmaksızın, herkes hukuk önünde eşit olmalı.”

Soruşturma derinleşirken gözler hem adaletin seyrinde hem de sendikal yapının nasıl bir öz eleştiri süreci başlatacağında olacak.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu