Ramazan Ayı Mesai Düzenlemelerinde Ara Dinlenme Hakkı Tartışması

Ramazan ayı öncesinde kamu kurumlarında mesai saatlerine yönelik düzenleme çağrıları gündeme gelirken, İstanbul tersanelerinde çalışan işçiler açısından ara dinlenme (mola) sürelerinin korunması konusu öne çıkıyor. Yapılan değerlendirmelerde, çalışma saatlerinde esneklik sağlanmasının mümkün olduğu ancak dinlenme haklarından feragat edilmesinin doğru olmadığı vurgulanıyor.
Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte kamu kurumlarında mesai saatlerine yönelik düzenlemeler yeniden gündeme geldi. İstanbul Valisi Davut Gül, ulaşım ve trafik yoğunluğuna dikkat çekerek, kamu hizmetlerinde aksama yaşanmaması şartıyla mesai bitiş saatlerinin imkânlar ölçüsünde 17.00 ya da 16.30’a çekilebilmesi yönünde kurum amirlerine planlama çağrısında bulundu.
Bu açıklamanın ardından, İstanbul tersanelerinde görev yapan çalışanlar açısından Ramazan ayı süresince uygulanabilecek mesai düzenlemeleri de farklı görüşlerle tartışılmaya başlandı.
Sendikal Talep: Çıkış Saatlerinde Düzenleme
Türk Harb-İş Sendikası İstanbul Şubesi tarafından İstanbul Tersanesi Komutanlığı’na iletilen dilekçede; Ramazan ayı boyunca oruç tutan çalışanların iftar saatlerine daha rahat ulaşabilmesi, trafik yoğunluğuna kalmamaları ve çalışma motivasyonlarının korunması amacıyla mesai saatlerine yönelik bir düzenleme yapılması talep edildi.
Dilekçede, mesainin Ramazan ayı süresince 07.30’da başlatılması ya da mevcut uygulamalarda yer alan bazı paydosların kullanılmaması karşılığında mesai bitiminde yarım saat erken çıkış sağlanması gibi alternatifler dile getirildi.
Eleştirel Görüş: Ara Dinlenme Vazgeçilmez Bir Haktır
Konuya ilişkin yapılan değerlendirmelerde ise, özellikle ara dinlenme sürelerinin hukuki ve sağlık boyutuna dikkat çekiliyor. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesi ve yürürlükteki Toplu İş Sözleşmesi hükümleri uyarınca ara dinlenme, işçinin sağlığını korumaya yönelik zorunlu bir hak olarak tanımlanıyor.
Uzman görüşlerine göre; bu sürelerin “kullanılmaması” veya fiilen ortadan kaldırılması, erken çıkış karşılığında dahi olsa hukuki ve iş sağlığı–güvenliği açısından riskler barındırıyor.
Özellikle tersaneler gibi ağır ve tehlikeli işler sınıfında yer alan çalışma alanlarında, işçilerin dinlenmeden uzun süre çalıştırılmasının;
- İş kazası riskini artırabileceği,
- Dikkat dağınıklığına yol açabileceği,
- Uzun vadede sağlık sorunlarını tetikleyebileceği
ifade ediliyor.
Denge Arayışı Öne Çıkıyor
Konuyla ilgili yapılan değerlendirmelerde ortak nokta ise; Ramazan ayına özgü insani ve sosyal ihtiyaçların gözetilmesi gerektiği, ancak bunun kanun ve sözleşmelerle güvence altına alınmış haklardan feragat edilerek değil, çalışma düzeni içinde alternatif çözümler üretilerek sağlanmasının daha doğru olacağı yönünde.
Çalışma saatlerinde başlangıç ve bitiş düzenlemeleri, vardiya planlamaları veya kurum içi esneklikler üzerinden çözüm üretilmesinin; hem kamu hizmetinin sürekliliğini koruyacağı hem de çalışanların sağlık ve güvenliğini riske atmadan Ramazan ayını geçirmelerine katkı sağlayacağı belirtiliyor.



