223 Günlük Mücadele Sonrası İmzalanan Toplu Sözleşme: Umutlar Kırık, İşçiler Memnun Değil

Türk Harb-İş Sendikası ile Türkiye Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) arasında tam 223 gün süren 30. Dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmeleri nihayet imza altına alındı.
Sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte sendika yönetimi, kazanımlar listesi yayımladı. Ancak, işyerlerinde yankılanan ses bambaşka oldu. İşçiler, “Bu kadar uzun süren bir mücadelenin sonunda beklentilerimizin çok altında bir sözleşme çıktı” diyerek tepkilerini dile getirdi.
Uzun Soluklu Süreç ve Beklentiler
Toplu sözleşme süreci, Harb-İş üyeleri için büyük umutlarla başlamıştı. Yaklaşık sekiz ayı bulan müzakereler boyunca, işçilerin talebi nettir: gerçek enflasyona karşı korunma, refah payı, sosyal haklarda ciddi iyileştirmeler ve iş güvencesi.
Ne var ki, imza altına alınan maddeler incelendiğinde görüldü ki; işçilerin taleplerinin büyük bir bölümü masada karşılanmadı. Yönetim “tarihi kazanımlar” dese de, işçiler açısından tablo farklı: “Hakkımız olanı değil, lütuf gibi sunulan kırıntıları aldık.”
Sendikanın Açıkladığı Kazanımlar
Türk Harb-İş Genel Merkezi imzalanan TİS’e dair şu maddeleri duyurdu:
- Derece ilerlemeleri: Bekleme yılları yeniden düzenlendi. İşçiler ve mühendisler için derece atlamaları hızlandırıldı.
- Refakatçi izni: 5 günden 10 güne çıkarıldı.
- Fazla mesai primleri: Artık kesintisiz ödenecek.
- Ulusal bayram ve tatil ücretleri: %80 zamlı ödemeden %100 günlük ücret ödemesine yükseltildi.
- İdareci primleri: Geçici görevlendirmelerde sorunlar giderildi.
- Kıbrıs görevlendirmeleri: Yolda geçen süreler kısmen çalışma süresinden sayılacak, ayrıca yemek yardımı artırıldı.
- Güvenlik görevlileri: Kart iptali durumunda fesih yerine ücretsiz izin hakkı tanındı.
Kâğıt üzerinde anlamlı görünen bu düzenlemeler, işçilerin yıllardır yaşadığı sorunlara kısmi çözümler sunuyor. Ancak çalışanların beklentisi yalnızca teknik düzeltmeler değil, maaşlarda köklü iyileştirmeler ve alım gücü kaybının telafisi idi.
İşçilerin Tepkileri
Sözleşmenin açıklanmasıyla birlikte işyerlerinde ortak bir duygu öne çıktı: hayal kırıklığı.
Bir işçi tepkisini şu sözlerle dile getirdi:
“223 gün boyunca sabrettik, bekledik. Hep ‘büyük kazanımlar geliyor’ dediler. Ama imzalanan sözleşmede bizim cebimize girecek kayda değer bir şey yok. Refakatçi izni 10 güne çıkmış, güzel de… Kirayı, faturayı, marketi bu izinlerle mi ödeyeceğiz?”
Başka bir işçi ise şöyle konuştu:
“Biz zam, biz refah payı bekliyorduk. Bizim maaşımızın karşılığı bu değil. Sendikanın açıkladığı kazanımlar günlük hayatımıza çare değil. İşçilerin gerçek sorunları masada konuşulmadı.”
Memnuniyetsizliğin Nedenleri
İşçilerin neden bu kadar tepkili olduğu birkaç başlıkta toplanıyor:
- Maaşlarda yetersiz artış: Gerçek enflasyonun çok gerisinde kalan ücretler, imzalanan sözleşme ile korunamadı.
- Refah payı yok: Son yıllarda işçilerin en çok talep ettiği refah payı, bu sözleşmede yine görmezden gelindi.
- Sosyal haklar sınırlı: Refakatçi izni veya tatil ücretleri olumlu görülse de, bunlar işçilerin temel sorunlarını çözmüyor.
- Görüşmelerin şeffaf olmaması: 223 gün boyunca süren müzakerelerde üyeler sürekli bekletildi, ama imza sonrası “işçiye sorulmadan” karar alındı algısı hâkim oldu.
“Satış Sözleşmesi”
Türk Harb-İş üyeleri arasında şu eleştiri sıkça dile getiriliyor:
“Bu toplu sözleşme, emeği yok sayan, alın terini küçümseyen bir anlayışla imzalandı. Mücadeleyi sürdüren üyelerimizin iradesi masaya yansımadı. TÜHİS’in dayatmaları karşısında daha güçlü bir duruş beklerdik. Ama görüyoruz ki, yine işçinin değil, masadaki uzlaşının çıkarı korunmuş.”
İşçilerde Güven Kaybı
223 gün boyunca işçilerin sabırla beklediği süreç, imzayla birlikte daha büyük bir kırgınlığa dönüştü. Birçok üye, sosyal medyada ve işyerlerinde şu cümleleri paylaştı:
- “Bizim irademizi yansıtmayan bir sözleşmeye imza atıldı.”
- “Mücadele ettik ama hakkımızı alamadık.”
- “Sendika, üyelerinin sesini değil, masadaki dengenin çıkarını gözetti.”
Bu memnuniyetsizlik, ilerleyen dönemde sendika-üye ilişkilerini zedeleyebilir. İşçiler, aidat ödeyen gerçek sahiplerin kendileri olduğunu hatırlatarak “Sendika üyelerin sendikasıdır, yöneticilerin değil” çağrısında bulundu.
Uzun Mücadele, Zayıf Kazanımlar
Sonuç itibariyle; Türk Harb-İş ile TÜHİS arasında imzalanan 30. Dönem Toplu İş Sözleşmesi, resmi açıklamalarda “kazanım” olarak sunulsa da, işçilerin büyük çoğunluğu için tatmin edici olmaktan çok uzak.
223 gün boyunca verilen mücadele, büyük beklentiler, yüksek umutlar; nihayetinde işçinin cebine girmeyen, hayatını kolaylaştırmayan bir metinle sonuçlandı.
İşçiler için bu sözleşme, “223 günün boşa gitmesi” anlamına geliyor. Sendikal mücadeleye olan güvenin sarsıldığı, aidat ödeyen binlerce üyenin iradesinin yok sayıldığı bir döneme girildi.
Türk Harb-İş üyeleri bugün tek bir ağızdan şunu söylüyor:
“Bu sözleşmeyi biz değil, onlar imzaladı. Bizim taleplerimiz değil, onların uzlaşısı yazıldı.”



